GERÇEK DOST

Bazı arkadaşlar sosyal paylaşım sitelerinde sitemkar paylaşımlarda bulunuyorlar.
Buna gerçek hayatta da şahit oluyoruz.
İstenilen ölçüde zengin veya yüksek makamda oturan biri değilizya o yüzden ilgi görmüyoruz, diyorlar.
Bence bu doğru değil.
Şeytanın vesvesesi…
Evet, mal-mülk, mevki-makam belli ölçüde ilgi sebebidir.
Hatta şöyle diyen birini dinlemiştim: “Daire başkanıyken telefonuma iki bin bayram tebriği mesajı geliyordu. Şimdi on mesaj geliyor.”
Fakat çok sayıda insanın bize ilgi göstermesini istiyorsak – ki bu mutlu bir hayat için şart değildir – mutlaka bir marifetimizin olması gerekir.
Alanında temayüz etmiş bir sanat erbabı veya gerçekten ilim irfan sahibi olmak gibi…
Şunu unutmamak lazım: Hepimizin çok sayıda insanın ilgisine değil gerçek dostlara ihtiyacımız vardır. Bir dostumuz olsun fakat gerçekten dost olsun. Servetimizi veya makamımızı kaybettiğimizde etrafımızdan dağılıp gidecek “dostların” bize ne faydası olabilir? Böyle insanları neden ararız ve bulamayınca üzülürüz ki?
Delikanlının biri babasına şöyle demiş:
– Baba sen nasıl bir adamsın. Bak benim onlarca dostum var. Onlarla gezip tozarım; yer, içer, eğlenirim. Senin ise etrafında kimse yok.
Baba oğlunun bu sözlerine üzülmüş ama aldırmamış gibi davranmış. Bir hafta sonra altından kanlar akan, içi dolu, zar zor taşıyarak getirdiği bir çuvalla gelmiş eve adam.
Evdekiler merak edip sormuşlar çuvalın içindekini.
– Sormayın… Bir adam öldürdüm. Ne yapacağımı bilemedim. Cesedi bu çuvalın içine koyup buraya getirdim.
Oğlu dahil herkes şaşırmış. Adam telaşla oğluna dönerek şöye demiş:
– Öğlum senin çok sayıda dostun var. Git onlara söyle de öldürdüğüm bu adamın yakınları gelmeden gelsinler. Bizi korusunlar.
Çocuk hangi arkadaşına söylemişse hiç biri gelmek istememiş ve çaresiz eve dönmüş.
Bu sefer baba,
– Benim falan köyde topal bir dostum vardır. Git bir de ona söyle, demiş.
Çocuk çarçabuk gitmiş. Durumu babasının topal dostuna anlatmış. Adam hemen silahlanmış ve,
– Benim cesedimi çiğnemeden kimse babanın ve sizin kılınıza bile dokunamaz, demiş.
Birlikte hemen eve gelmişler.
Baba çuvalı herkesin gözü ününde açmış ve içinden kafası kesilmiş bir koyun çıkmış.
Sonra oğluna dönerek şu nasihati yapmış:
– Dost senin arkadaşların gibi olmaz oğul. Dost şu benim topal arkadaşım gibi olur.
Bu hadiseden çıkarılacak dersler vardır.
Ayrıca biz insanlara ne kadar dostuz? Dostluğumuza hakikaten güvenilir mi? Etrafımızdaki insanlara zenginliklerine, mevki ve makamlarına bakmadan ne kadar değer veriyoruz? Defalarca gördüğümüz halde derdinden hatta isminden cisminden haberdar olmadığımız insanlar var mı? İki senedir askerde olan köylüsüne,
– Bir kaç gündür görünmüyorsun, nerelerdesin? diye soran adam gibi miyiz? Kendi durumumuz nedir?
Bunları sorgulamak lazım.
Malı mülkü veya mevkisi makamı sebebiyle etrafında bir çok insan bulunan fakat gerçek dostlardan mahrum oldukları için yanlızlık ve kimsesizlik duygusu yaşayan insanları da bir tarafa not edin isterseniz.
Selam ve dua ile…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir